Bu Blogda Ara

çevrimiçi araçlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çevrimiçi araçlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Aralık 2013 Salı

#YeniMedyaOkulu 6 - Çevrimiçi Kriz Zamanları



Yeni Medya Okulu'nda bu hafta Alternatif Bilişim Derneği'nden Ali Rıza Keleş ile Çevrimiçi Kriz Zamanlarını konuştuk.

İlk olarak çevrimiçi kriz nedir? Nelere kriz denilebilir kavramları üzerinde durduk. Bunların içinde ilk olarak sosyal ağların daha da genişleterek internetin tamamen kesilmesini konuştuk. 

Daha önce Mısır'da bunun yapıldığını ve şu anda Hüsnü Mübarek'in yargılandığı davalardan birininin bu olduğu üzerinde örnekler verdik.

Erişim engellerinden sonra ikinci üzerinde durduğumuz konu dijital gözlem. Yeni Medya Okulu katılımcılarının hepsi internette gözlendiklerini ve bu durumdan rahatsız olduklarını ilettiler. Sanırım içimizde kimse internette %100 güvendeyim istediğim fikri beyan edebilirim gözetlenmiyorum diyemez. 

Bu durumun berbatlığının yanı sıra bu dijital gözlem ve sansürün toplum tarafından artık kanıksanması ve kabullenmesinin çok daha tehlikeli olduğunu konuştuk.

Ortada oldukça fazla baskı ve sansür varken toplumun büyük çoğunluğu bunu biliyorken malesef ses çıkarmıyorlar.

Ali Riza Keleş, özellikle IOS ve Linux gibi özgür yazılımları kullanmanın bir çok tehtit için önemli bir koruma sağladığını Windows gibi işletim sistemlerinin tehtitlere oldukça açık işletim sistemleri olduğunu iletti.

Peki bu gözetim sadece devlet tarafından mı yapılıyor? Tabii ki hayır. Çıkar grupları, özel şirketler, kurumlara yakın kişiler herkes bu gözetim işinin içinde malesef. 

Ders sırasında verilen örnekler gerçekten durumu çok daha ürkütücü hale getirdi.

Dersin ilk yarısındaki teorik ve senaryolardan (tabi bir çoğu olası) sonra işin teknik kısmına geçtik.

Nasıl IP numaramızı değiştirebiliriz. Ağlar içinde nasıl kendimize tüneller kazarız. Nasıl gözetimlerden kaçarız bunları detaylı bir şekilde Ali Rıza Keleş'ten dinledik. Gerçekten inanılmaz araçlar var ve bir çoğunun kullanımı çok kolay.




“Bilgiyi şifrelemek, şifresini çözmekten daha kolaydır.“ — Julian Assange


Yukarıdaki sözden yola çıkarak dersin son bölümüne geçtik. Şifre ile paralanın farkından başlayarak dijital ortamdaki yazışmalarımızı nasıl birer kriptoya dönüştürebiliriz bunun üzerinde konuştuk.

Alternatif Bilişim Derneği'nin yakında duyuracağı fakan şu anda yayında olan Kem Gözlere Şiş adlı sitesinden hem anlık yazışmalarımız, hem e-postalarımız gibi tüm yazışmalarımızı nasıl şifreleyeceğimizi öğrendik.



Önümüzedeki hafta Nihan Güneri ve Başak Purut İle Bilişim Hukuku'nu konuşacağız.

Görüşmek üzere...

Sevgiler,

Serhat Öz

25 Kasım 2013 Pazartesi

#YeniMedyaOkulu 1 - İnternet Okuryazarlığı ve Çevrimiçi Araçlar


#KesinBilgi veriyorum Yeni Medya Okulu başladı! 

Geçtiğimiz hafta söz verdiğim gibi ilk hafta ile ilgili notlarımı ve izlenimlerimi aktarmaya çalışacağım. 

İlk hafta Erkan Saka ve 140journos ekibinden Engin Önder ve Cem Aydoğdu'nun sertifika programı hakkında verdikleri genel bilgi ve bu eğitim ile ne tür bilgilere sahip olacağımızı aktardılar. Özellikle; Yaratıcı Fikirler Enstitüsü'nün oluşumu ve projeleri hakkında bir sunum gerçekleştiren Engin Önder son derece ilginç bilgiler paylaştı. 

Girizgahın hemen ardından aktarılan bilgiler de şöyle:

Erkan Saka, Engin Önder ve Cem Aydoğdu'nun üzerine basa basa durdukları nokta şuydu; bu programı sektörde çok para kazanırsınız vaadiyle oluşturmadıkları, amaçlarının iyi bir yeni medya kullanıcısı olunmasını sağlamak olduğuydu. 

Yeni Medya Okulu ile aynı zamanda başlayan bir çok benzer programdan farkının monolog bir eğitimden çok diyalog içinde geçen, diyaloğu destekleyen bir program olduğu vurgusu benim için önemliydi ki; daha ilk haftadan bol bol diyalog kurarak rahat iletişimin kollarına bıkramış olduk kendimizi :)

Artık bilgiye erişmek konusunda hiç bir sınır yok, yapmamız gereken bu bilgileri kullanırken birbirimize rehberlik etmemiz. Yeni Medya Okulu'nun en önemli faydalarından biri de sanırım bu olacak.

Yeni Medya'daki en büyük problemlerden birininin de içerik üretimi olduğu konusunda konuşmalar yaptık. Gezi Olaylar'ında bile yeni içerik üretmekten çok retweet ve kopyala / yapıştır'ın ötesine geçemediğimiz ve bunun yarattığı hayal kırıklığı üzerine tartıştık. Bu konuda içerik üretiminin önemini vurgulamak için ödevler verileceği söyledi. Yazının sonunda ödev konusunda da bilgi vereceğim.

İlerleyen haftalarada bol bol bahsedeceğimiz Yurttaş Gazeteciliği konusu teoriden çok pratik üzerinden konuşulacakmış bunun bilgisini aldıktan sonra eğitimde çevrimiçi araçların kullanıma geçtik.

Eğitimin benim için en verimli yerleri burada başladı. Bir çok şey öğrendim. Erkan Saka'nın Bulut / Depolama Seçenekleri Çevrimiçi Araçlar yazısında belirttiği bir çok aracı detaylı bir şekilde gördük. Araçları burada tek tek yazmıyorum Erkan hoca'nın yazısında web sitelerini bulabilirsiniz.

Son olarak eğitim boyunca not aldığım bir kaç noktayı daha iletmek isterim:

Engin Önder'in bir sözü aklımda hala yankılanıyor: Ana akım medya sosyal medya'yı masada meze olarak görüyor. Biz sosyal medyanın ana yemek olmasını istiyoruz ve bu yüzden buradayız.

Serdar Saka, birer medya makinasına dönüşmemiz gerektiğini söyledi ve eğitimden sonra ne demek istediğini daha iyi anlıyorum.

Dört saatin sonunda aslında yazacak çok fazla şey var ama bir çoğu sadece burada okuyarak özümsenecek şeyler değil, bu nedenle yazıp da havada kalmasını istemiyorum...

Bir de güzel haber vereyim; Eğitimin sonunda Gastronamika ile Anadolu'nun gizli lezzetlerini keşfedeceğiz... 

Önümüzdeki hafta Yurttaş Gazeteciliği notları ile görüşmek üzere...

Unutmadan... SOZyal'de oralardaydı :)




Sevgiler,

Serhat Öz