Bu Blogda Ara

internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ocak 2014 Salı

Av. Serhat Koç ile Yeni İnternet Düzenlemesi Üzerine Kısa Bir Sohbet


Av. Serhat Koç
Türkiye'nin önemli Bilişim Hukukçularından Av. Serhat Koç ile 5651 nolu İnternet Yasası hakkında
kısa bir sohbet yaptık. #SansüreDurDe çatısı altında buluşan herkesin dinlemesini tavsiye ediyorum.

Av. Serhat Koç'a bir kez daha sohbet için teşekkür ederim.










   


Sevgiler,
Serhat Öz

12 Ocak 2014 Pazar

#SansureDurDe



Korsan Parti'nin 5651 sayılı internet yasasın karşı yürüttüğü kampanyayı sanırım duymuşsunuzdur. Ne yazık ki internet kullanıcıları için kötü günler çok yakında. 

Korsan Parti'nin yürüttüğü bu kampanyaya tüm internet kullanıcılarının destek vermesi gerekiyor. 

Bir Avuç İnternetsever adına yayınlanan bildiriler şöyle;
Bildiriler dışında sosyal ağlarda paylaşım yapabilmek için örnek cümle ve linkler de hazırlanmış.

- Türkiye’de hangi mekana gittim, ne yedim-içtim bloglarından başka blog barınamayacak. #sansuredurde 


- Sansür kıskacı daraltılıyor: Anahtar kelimelerle adres tabanlı URL engelleme geliyor. #sansuredurde 


- Türkiye’de internete yeni sınırlamalar: Hosting firması log tutacak, engellenen siteye DNS değiştirip girilemeyecek. #sansuredurde 


- Hükümetin yeni kanunla boğazına yapışacağı İnternet'e sahip çık. #sansuredurde 


- Twitter belasını durdurmak için yeni internet mevzuatı. #sansuredurde 


Demokratik haklarınızı kullanın ve sizin yaşamınızı kısıtlayacak yasaların değişmesini sağlayın! #sansuredurde 

Son olarak 5651 SAYILI İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN burada. 

Sevgiler,

Serhat ÖZ


5 Kasım 2013 Salı

Facebook Yayın Trafiğinde Liderliğini Sürdürüyor


Sosyal ağların yönettikleri trafik konusunda araştırmalar çeşitli zamanlarda yapılıyor. 2012 Eylül ayı ile 2013 yılının Eylül aylarının karşılaştırıldığı araştırmanın sonuçları geçtiğimiz günlerde açıklandı. Raporda beklendik sonuçlar olduğu gibi sürpriz sonuçlar da göze çarpıyor.






Hâlâ dünyanın en büyük sosyal ağı konumunda olan Facebook yayın trafiğinde beklenildiği gibi ilk sırada yer alıyor. 2012 yılında %6.5 'lik payını 2013 yılında %10.4'e çıkartarak açık ara liderliği elinde bulunduruyor.  

Raporu inceleyeme devam ettiğimde karşımıza beklenmedik bir ikinci çıkıyor. Pinterest %3.7 trafık yönetimiyle hem bir önceki yıla oranla 1.5 puan yükseliş göstermiş hem de Twitter'ı 2.5 puanla geçmiş. Bu sonuç gerçekten dikkat çekici.




Ülkemizde hala popülerlik konusunda sıkıntı yaşayan fakat Amerika Birleşik Devletleri'nde emin adımlarla ilerlediği belirtilen Google+ ise %0.04 gibi düşük bir oranla listeye sekizinci ve son sıradan giriş yapıyor.

Facebook'un bir çok alanda olduğu gibi burda da liderliği bakalım ne kadar daha sürecek.

Sevgiler,

Serhat ÖZ


31 Ekim 2013 Perşembe

Gezigoo

İnternetin hayatımıza girişine kadar seyahat alışkanlıkları çok hızlı olmasada değişkenlik gösteren alışkanlıklarımızadan biriydi. İnternetle birlikte bu alışkanlıklarımızın değişimi oldukça hızlandı. İnternetten aldığımız bilgiler, bize sağladığı olanaklar, belki de gitmeye korktuğunuz, "oraya gidersem nerde kalırım" gibi sorular sorduğunuz her destinasyon için bize rehberlik etti.
 
Seyahat etmeyi sevenlerin en önemli özelliklerinden biri de tecrübelerini sosyal ağlar üzerinden paylaşmak. Hiç bir kitapta bulunamacak değerli bilgilere gezginlerin kendi ağzından, kendi karelerinden görerek ulaşabiliyoruz. İşte tam da bu nokta da bir eksiklik karşımıza çıkıyor. Sadece seyahate özel, gezginlere özel bir sosyal ağ.
 
 
 
 
Gezigoo.com bu eksikliği hissedenler için en önemli alternatif. Gezigoo.com'un kurucuları bu sosyal ağı şu şekilde tanımlıyorlar:
 
"Tatil kararı verirken kullandığımız en büyük kaynaklardan birisi arkadaş ya da tanıdıklarımızın tavsiyeleri, diğeri de kesinlikle internet.
 
Gezigoo’nun en büyük özelliği sosyal medyanın nimetlerinden yararlanarak, tamamen sosyal bir deneyim sunuyor olması. Gezigoo’ya sosyal ağ hesaplarınızla üye olarak, yeni arkadaşlarınızla tanışabilir ve çevrenizin seyahat deneyimlerinden yararlanabilir, ünlü gezginlerin önerilerine göre seyahatlerinizi planlayabilir ve blog yazarak bu deneyimlerinizi sizden sonrakilere aktarabilirsiniz."
 
Gördüğünüz gibi seyehat ile ilgili internet kullanımınızla ilgili her şeye tek bir site üzerinden ulaşabiliyorsunuz.  Bir açıdan  Facebook ve Tripadvisor birleşimi bir platfom olarak nitelendirebiliriz Gezigoo.com'u. Siteye ayrıca üye olabileceğiniz gibi sosyal medya hesaplarınızı bağlayarak da üye olabilme kolaylığına sahipsiniz.
 
 
 
 
 
Bu girişim kuşkusuz seyahatseverler tarafından ilgiyle karşılacak ve seyahat sektörüne ayrı bir dinamizm kazandıracaktır.
 
 
 
 
İyi yolculuklar :)
 
Serhat Öz
 
 

28 Ekim 2013 Pazartesi

Disconnect

Genel anlamda sozyal medya ağırlıklı bir blog olmamıza ve buna uygun teknik ağırlıklı yazılar yayımlamamıza rağmen; Disconnect adlı 2012 yılı yapımı filmi izleyince hakkında birkaç kelime etmemek olmaz diye düşündüm.


Burada uzun uzun film hakkında gerçek anlamda bir sinema eleştirisi yazmayacağım. Zaten bu yönde de ne bir eğitimim ne de yetkinliğim var. Bu yazıdaki amacım sosyal medya ve internetin tema olarak alındığı bu filmin bana düşündürdüklerini sizlerle paylaşmak olacak.

Filmdeki karakterler aynı zaman diliminde birbirlerine paralel hayatlar yaşıyorlar ve modern insanın artık kaçamadığı internet ve sosyal medyaya bir şekilde, belli bir dozda bağlılar ya da bağlanıyorlar. Açıkcası filmin konusu ve anlattıkları bizim blogumuzda anlatmaya çalıştığımızın tam tersi. Biz burada sosyal medyanın kullanım alanlarını, faydalarını v.b. anlatırken filmde madalyonun diğer yüzü anlatılıyor. Yani insan hayatı üzerindeki kötü etkilerini konu alıyor. Bunu da oldukça başarılı sunduğunu söyleyebilirim.

Filmin bana düşündürdüğü şeyler arasında birçok soru mevcut. Mesela insanoğlu neden sosyal medya araçlarına otomatik olarak büyük bir güven duyuyor? Tamam elinde olmasına rağmen hiç kullanmayan ve bunu da güvensizlik ile açıklayan insanlar da var ama azınlıkta oldukları da bir gerçek. Bahsettiğim güven duygusu öyle bir boyuttaki insanlar, gerçek hayatta hiç görmedikleri kişilere çıplak fotoğraflarını rahatlıkla yollayabiliyorlar. Filmde de bahsi geçen bu durumu geçenlerde Jay Leno programında yaptığı sokak röportajlarında somutlaştırmıştı.

İnsanlara iki temel soru soruyor; birincisi sosyal medyayı ne sıklıkta kullanıyorsunuz ( cevap çoğunlukla bağımlılık derecesinde )? İkincisi de; "hiç sosyal medya aracılığı ile çıplak fotoğrafınızı paylaştınız mı? Bu soruya genelde verilen cevap "evet , onlarca ya da yüzlerce kez" oluyor. Filmin de alttan alta sorduğu sorulardan biri bu. İnsanoğlu nasıl bu kadar kolay güvenebiliyor? Belki bu güvenin sonuçları her zaman filmdeki kadar ağır olmayabilir ama bırakın interneti ya da sosyal medyayı herhangi birşeye bu kadar büyük bir çoğunluğun, bu kadar kolay güvenebilmesinin altındaki dürtüler araştırılmalı ( belki de çoktan birileri araştırmıştır ) diye düşünüyorum.

Güven konusunun sonuçlarından biri olan suistimal de filmde birkaç farklı açıdan işleniyor. Çocuklar ve gençlerin cinsel istismarı, maddi hırsızlık, ruhsal çöküntü ve yanlızlık duygusu ile boğuşan insanların istismarı v.b. Öncelikle şunu belirtmek gerek. İstismar en az insanoğlu'nun bu dünya üzerindeki varlığı kadar eski bir konu. O yüzden bazıları gibi kolaya kaçıp suçu internete atmayacağım. Burada söylenebilecek belki de yegane eleştiri internet ve sosyal meydanın bu niyette olan insanların işini kolaylaştırdığı olabilir.Peki internet ve sosyal medya için içerik, araç üretenler bunun önüne geçebilir mi? Onsekiz senedir IT sektöründe çalışan biri olarak cevabım net; "Maalesef, Hayır". O yüzden film internet ve sosyal medya üzerinden yapılan istismarı anlatırken çözümsüzlüğe de vurgu yapıyor ve somut olarak da kimseyi suçlamıyor.

Filmde değinilen bir noktada ailenin rolü. Yani "gerçek" hayattaki iletişim halinde olduğumuz insanların. Genel anlamda aileler bu konuda tutucu davranıyorlar. Bu tutuculuk hem kuşak farkından hem de hayat tecrübelerinin sonucu doğal karşılanabilir. Ancak tutucu gözle baktıkları ve bağımlılığını hoş karşılamadıkları ortama çocuklarını asıl kendilerinin ittiğinin farkındalar mı acaba? Maalesef değiller. Filmin çekinmeden vurguladığı konulardan biri de bu. 

Günümüzde aileler her ne kadar çocuklarına kızsa da onları yanlızlaştırıp, gerçek hayat yerine sanal dünyaya iten de kendileri. Üstelik çözümü de hem devletten, içeriği ve araçları sağlayanlardan bekliyorlar. Tabii bu kişi ve kurumlarında üstüne düşen sorumluluklar var ama eğer sanal dünya ile gerçek dünyanın ilişkisi belli oranda sağlıklı yürüyecekse bunda aileler birinci derecede sorumlular. Ancak kendilerinin sandığı gibi yasaklayarak değil, gençlere gerçek dünyanın alternatiflerini gösterme ve onlarla iletişim kurma yönünde kendilerini geliştirerek bu sorumluluğu yerine getirebilirler.

Uzun bir yazı oldu, sıktıysam özür diliyorum ve hemen bağlıyorum. Sonuç olarak film kesinlikle izlenmesi gereken başarılı bir yapıt ve birkez daha bizlere gösteriyor ki; birçok şeyde olduğu gibi "niyet" gerçekten çok önemli. İnternet ve sosyal medyayı kullanırken veya burada hizmet sunarken niyetininz kötü ise her türlü kötülüğü yapabilir ya da maruz kalabilirsiniz. Bu insanoğlunun tabiatından kaynaklanıyor. O yüzden internet ve sosyal medyayı yasaklamak yerine önce kendimizi eğitmeli ve araç olarak kullandığımız bu mecraları suçlamaktan vazgeçmeliyiz. İyiliklerin olduğu kadar kötülüklerin arkasında da hep insanoğlu vardır. Ve yine aynı insanoğlu suçu bir başkasına ya da birşeye atmaya bayılır. Unutmayalım.

İyi günler dilerim.

25 Ekim 2013 Cuma

Twitter Türkiye Penetrasyonu

Türkiye'nin internet kullanımı ile ilgili çeşitli makaleleri okursanız en çok karşınıza çıkacak şey Türk nufusunun genç oluşu ve 35 yaş altındaki insanların fazlalığına yapılan vurgudur. Bu demografik yapı Türkiye'nin sosyal ağlar için büyük potansiyel olarak görülmesine neden oluyor. 

Google'ın yaptığı bir araştırmada Türkiye'de 2012 - 2017 yılları arasında akıllı telefon satışlarının % 124.4 artacağını görüyoruz. Google araştırmasında ayrıca mobil internet kullanımının sürekli arttığı ve akıllı telefon kullanıcılarının yaklaşık %85'inin her gün düzenli olarak sosyal ağları kullandığını belirtiyor.

Sosyal Medya'nın yoğun olarak kullanılmaya başladığı ülkemizde, 'emarketer' ın yaptığı araştırmanın sonuçları son derece ilginç.

emarketer'a göre Türkiye dünyadaki Twitter kullanıcılarının %6'sını oluşturuyor. Türkiye'nin bir çok alanda rakibi olarak gösterilen Brezilya %7 ile Türkiye'nin üzerinde bulunuyor.

 

Gelelim araştırmanın bizim için önemli olan kısmına. Türkiye'de internet kullanıcıları içinde Twitter kullanım oranı, yani ulusal penetrasyonda dünya birincisi. 

Rapora göre Türkiye'deki 36.4 milyon internet kullanıcının, 11.3 milyonu Twitter kullanıyor. Bu rakam %31.1 'lik oranla Türkiye'yi birinci sıraya çıkartıyor. Bu sonucun öneminin daha iyi belirlenmesi için şu rakamlara da göz atmak gerek.



Amerika Birleşik Devletleri 45.7 milyonluk Twitter kullanıcısı ile dünyada en fazla Twitter kullanıcısı olan ülke. Bu rakam dünya twitter kullanıcılarının % 27'sini oluşturuyor. Türkiye'de %31'den biraz fazla olan Twitter penetrasyonu ABD'de sadece %19.4'le sınırlı.

Bu etkileyici rakamlar Sosyal Medya devlerinin gözlerini Türkiye'te çevirmesi konusunda son derece önemli. Bununla bağ kurabileceğimiz haberler ve Twitter'ın Türkiye ofisini açacağı haberleri son günlerde basında sıkça karşımıza çıktı.

Eminim bundan sonra diğer sosyal ağlar için de Türkiye daha fazla önem verdikleri bir ülke konumuna gelecektir.

Sevgiler,

Serhat ÖZ
 

19 Ekim 2013 Cumartesi

Global İnternet Kullanım Oranları

İnternet, 1960'lı yıllarda Amerika Birleşik Devletlerinin (ABD) araştırmalarının temeline dayanıyor. Aradan geçen yıllar sonra, 90'larda internet artık uluslararası bir ağ haline dönüşerek modern toplumların aktif olarak kullandığı bir oluşum haline geldi.
Doksanlı yılların ortasında dünyadaki internet kullanıcılarının %66'ı sadece ABD'de bulunuyordu. 2012 yılına geldiğimizde ABD'li internet kullanıcılarının dünya kullanıcılarına oranı %13'e düştü. İnternet kullanıcılarının oranında Asya ülkeleri liderliği %42'lik oranıyla kazandı.
Grafikte'de net bir şekilde görüldüğü üzere, internet kullanımı belli bir kesimin elinden çıkıp tüm dünyanın kullandığı bir ağ haline dönüşmüş durumda.
Çeşitli raporlar dünyada 2,4 milyar insanın internet kullandığını belirtiyorlar. Bu da dünya nüfusunun yaklaşık %35'inin internet kullandığı anlamına geliyor. InternetWorldStats'ın verilerine gore 2000-2012 yılları arasında internet kullanıları %567 oranınında artış gösteriyor.

Ülkelere göre internet kullanan nüfus oranı


 Ülkelere göre internet kullanıcısı sayısının nüfusa oranı

2013 yılı sonu itibariyle internet kullanım oranlarının ne olacağı benim için büyük merak konusu. Son 12 yılda, yıllık yaklaşık %50 oranında artan internet kullanıcı sayısı yine aynı oranda artacak mı birlikte göreceğiz.

Teşekkürler,

Serhat Öz