Bu Blogda Ara

16 Ocak 2014 Perşembe

Mobil Uygulama Kullanımı %115 Arttı


Bir önceki yıla göre 2013 yılında daha fazla uygulama kullanır hale geldiyseniz yalnız değilsiniz demektir. Flurry Analytics 'in yaptığı araştırmaya göre mobil uygulama kullanımı 2013 yılında bir önceki yıla göre %115 artmış durumda. 






Kategorileri incelediğimizde ortaya sürpriz çıkmıyor mesajlaşma ve sosyal ağ uygulamalarının kullanımı 2013 yılında %203 oranında büyüme göstermiş.

Yardımcı yazılım ve verimlilik uygulamaları da %149 büyüme göstererek ortalama büyümenin üzerinde kendisine yer buluyor. 

En düşük artış ise %31'lik oranla haber ve mecmua (bu kelimeyi kullanmayı özlemişim) uygulamalarında gerçekleşmiş.

Haber uygulamarında artışın az oluşunun nedenini anlamak çok da zor değil, sosyal ağlar sayesinde gün içinde tüm haberleri alıp tükettiğimiz için ayrıca bir haber uygulamasına ihtiyaç duymuyoruz.

Bakalım 2014 yılında uygulamaların büyüme oranları ne olacak...

Sevgiler,

Serhat Öz




15 Ocak 2014 Çarşamba

Yandex ile Facebook Arasında Anlaşma


Yandex 14 Ocak'ta resmi twitter hesabından Facebook ile yaptıkları yeni anlaşmayı duyurdu. 

Anlaşmaya göre Facebook'ta herkese açık olan paylaşımlan Yandex yarafından arama motoru dizinine eklenebilecek.

Konu hakkında detaylı açıklama Yandex'in web sitesinde şöyle açıklanmış:

Yandex Facebook üzerinden arama yapabilecek

Sevgiler,

Serhat ÖZ 

14 Ocak 2014 Salı

Av. Serhat Koç ile Yeni İnternet Düzenlemesi Üzerine Kısa Bir Sohbet


Av. Serhat Koç
Türkiye'nin önemli Bilişim Hukukçularından Av. Serhat Koç ile 5651 nolu İnternet Yasası hakkında
kısa bir sohbet yaptık. #SansüreDurDe çatısı altında buluşan herkesin dinlemesini tavsiye ediyorum.

Av. Serhat Koç'a bir kez daha sohbet için teşekkür ederim.










   


Sevgiler,
Serhat Öz

12 Ocak 2014 Pazar

#SansureDurDe



Korsan Parti'nin 5651 sayılı internet yasasın karşı yürüttüğü kampanyayı sanırım duymuşsunuzdur. Ne yazık ki internet kullanıcıları için kötü günler çok yakında. 

Korsan Parti'nin yürüttüğü bu kampanyaya tüm internet kullanıcılarının destek vermesi gerekiyor. 

Bir Avuç İnternetsever adına yayınlanan bildiriler şöyle;
Bildiriler dışında sosyal ağlarda paylaşım yapabilmek için örnek cümle ve linkler de hazırlanmış.

- Türkiye’de hangi mekana gittim, ne yedim-içtim bloglarından başka blog barınamayacak. #sansuredurde 


- Sansür kıskacı daraltılıyor: Anahtar kelimelerle adres tabanlı URL engelleme geliyor. #sansuredurde 


- Türkiye’de internete yeni sınırlamalar: Hosting firması log tutacak, engellenen siteye DNS değiştirip girilemeyecek. #sansuredurde 


- Hükümetin yeni kanunla boğazına yapışacağı İnternet'e sahip çık. #sansuredurde 


- Twitter belasını durdurmak için yeni internet mevzuatı. #sansuredurde 


Demokratik haklarınızı kullanın ve sizin yaşamınızı kısıtlayacak yasaların değişmesini sağlayın! #sansuredurde 

Son olarak 5651 SAYILI İNTERNET ORTAMINDA YAPILAN YAYINLARIN DÜZENLENMESİ VE BU YAYINLAR YOLUYLA İŞLENEN SUÇLARLA MÜCADELE EDİLMESİ HAKKINDA KANUN burada. 

Sevgiler,

Serhat ÖZ


11 Ocak 2014 Cumartesi

Medya Gündemi Yansıtır mı Belirler mi?


Medya gündemi kavramını kısaca, birim zaman içerisinde medyada yer alan olaylar ve sorunlar toplamı olarak tanımlayabiliriz. Gündem belirlemeyi ise medya ve kamu arasınki ilişkiden oluşan bir süreç olarak değerlendirebiliriz. Bernard Cohen’in “Medya ne düşüneceğimizi söylemede başarılı olmayabilir, fakat ne hakkında düşüneceğimizi söylemede son derece başarılıdır” söylemi hala geçerliliğini korusa da yeni araştırmalar medyanın ne düşünmemiz gerektiği yönünde de son derece etkili olduğunu göstermektedir.

Gündem belirlemede karşımıza iki kavram çıkıyor. Bunlar; somut gerçeklik ve medyanın yarattığı gerçeklik. Medya hiç bir zaman var olmayan bir konuyu, toplumsal olayı yokmuş gibi gösteremez. Buna dair çabaları olsa da sosyal medyanın varlığı sayesinde bunu sağlaması günümüzde artık neredeyse imkansız. Tam aksi olarak gerçek olmayan bir konuyu / olayı varmış gibi göstermesi de oldukça zor. Bu tür girişimleri günümüz medyasında görsek de çabalarının kısa sürdüğünü söylemek doğru olacaktır. Medya ‘var etmek’, ‘yok etmek’ kavramlarını yapamıyor olsa da, bir olayı, konuyu halkın gündeminde pekiştirmek ya da zayıflatmak konusunda oldukça etkilidir.

Medya gündem oluştururken elindeki bilgi havuzunu nasıl kullancağına karar verme lüksüne sahiptir. Medya, siyasi, ekonomik ya da toplumsal bir çok etkiyi göz önünde bulundurarak haberin manşette mi, arka sayfalarda mı yer alacağına ya da hiç yer almayacağına karar verebilir. Resmi olarak ‘sansür’ yokmuş gibi gözükse de medya kendi çıkarları konusunda otosansür mekanızmasını harekete geçirmektedir.

Gündem belirlemeye yönelik bir çok örnekle karşı karşıya kalıyoruz. Geçtiğimiz aylarda yaşadığımız Gezi Olayları sırasında medyanın takındığı tavır ve gündem belirleme çabası bu konu için paha biçilmez bir örnektir. 

Gezi Olayları’nın başladığı ilk günlerde medya adete üç maymunu oynuyordu. Ölümler, yaralanmalar ve büyük çatışmaların yaşandığı, İstanbul’dan başlayıp tüm Türkiye’ye yayılan bu toplumsal olay ana akım medyada nerdeyse hiç yer almıyordu. Haber alma kaynağı çok büyük oranda ana akım medya olan anadolu’nun büyük bölümü hatta İstanbul’da dahil olmak üzere olaylara dair en ufak bir şey bilmiyorlardı. Olaylardan sadece bir kaç tematik medya organının 24 saat süren yayınlarını izleyen ve sosyal medya kullanan insanların haberdar olması bu olayların ne kadar büyük bir toplumsal etkiye sahip olduğu değerini düşürmüyordu. 

Daha önce de bahsettiğim gibi ana akım medya hükümet kanadından aldığı ‘görünmez’ sansur baskısı ile olayları çok farklı göstermekteydi. Kimi medya kuruluşları sanki olaylar hiç olmamış gibi davranıyorlardı. Fakat olayların hızla büyümesi ve sosyal medya’da çığ gibi büyüyen bilgi medya’nın da duruma kayıtsız kalamamasını sağladı. Bu medya var olan gerçekliği yokmuş gibi gösteremez sözüne önemli bir örnektir. Fakat medya bu kayıtsız kalamama durumunu da yine kendi istediğini şekle sokmuş ve gerçekliği çarpıtarak halka sunmuştur.

Gündem belirlemedeki en önemli unsurlardan biri de tekrardır. Yine Gezi Olayları’nda sıkça gördüğümüz tekrar olgusu toplum üzerinde büyük etkiye sahip. İnsanların öldüğü, bir şeylere ses çıkarmak istediği toplumsal bir haykırış, siyasilerin olayları çarpıtarak hiç olmamış olayları varmış gibi gösterip sürekli tekrar etmesiyle sanki basit bir anarşist eylemmiş sürü verilmeye çalışılmıştır.

‘Camiye ayakkabıyla girdiler’, ‘Benim türbanlı kardeşime saldırdılar’ ve ‘Devletin Polisine taş attılar’ gibi, görüntülerle, olayların içinde birebir bulunmuş kişilerin (cami müezzini) demeçleri ile kanıtlanan ve yalanlanan olaylar medyanın ısrarlı tekrarları ile halkın gündemine oturmuş ve insanların nasıl düşünmesi gerektiği belirlenmiştir. 

Gündem belirlemeyi sadece bu tip siyasi ya da toplumsal olaylara sınırlamamak gerekir. Medyada ‘halk bunu talep ediyor’ diyerek bir kolaya kaçma durumu mevcut. Gerçek gündem insanları daha fazla ilgilendiren, belki de insanların daha fazla bilgi sahibi olmalarına neden olacak olgulardan oluşmasına rağmen medya, insanların daha fazla aydınlanmasını istemediğinden ya da kendi gelirlerine daha az katkı sağlayacağını düşündüğünden kendi istedikleri gündemi halka empoze etmeyi tercih etmektedirler. 

Medyanın organlarının gerçek medya mensuplarının sahip olduğu kurumlar olması geçmişte kalan bir durum. Günümüzde medya organlarını yönetmek oldukça fazla sermaye gerektiriyor. Bu da büyük holdinglerin başındaki iş adamlarının medya kurumlarını satın almaları ile sonuçlanan bir gerçeğe dönüşmüş durumda. Bir çok alanda faaliyet gösteren holdingin bir parçası olan bu medya organları, toplumun zararına olan, toplumun aslında gündeminde bulunması gereken gerçeklikleri sansürlemekte ve halkı yönlendirerek başga gündem yaratmaktadır. Örneğin Kaz Dağlarında altın araması yapan bir holging şirketi aynı holdinge bağlı medya organı tarafından kesinlikle haber olmuyor ve çevre katliyamı medya organında yer almıyor. Bu durumda sadece çevre halkının verdiği bölgesel bir tepki olarak kalıyor ve toplumun diğer kesimleri tarafından görülemiyor.

Hem akademik bilgiler hem de yaşanmış örnekler doğrultusunda rahatlıkla ifade edilebilirki medya gündem belirleme konusunda oldukça etkili bir güce sahip. Gündem belirleme etkisini göz önüne aldığımızda medyayı ne küçümsemeli ne de sahip olduğu güçten fazlasına sahip olduğunu düşünmeliyiz. Medyayı, Yasama, Yürütme ve Yargı’nın ardından dördüncü güçmüş gibi göstermek doğru olmasa da sahip olduğu etkiyi mutlaka görmeli ve buna göre yorumlamalıyız.

Sevgiler,

Serhat Öz

10 Ocak 2014 Cuma

MOBİETT



İETT Müşteri Hizmetleri Müdürlüğünden bugun e-posta kutuma düşen bir mesajla birlikte sonunda yapmışlar dedim. Daha önce çeşitli uygulama girişimleri olsa da İETT otobüsleri için verimli bir uygulama malesef bulunmuyordu. İETT nihayet kendi uygulamasını yapmış, App Store ve Android markette kullanıcıların hizmetine sunmuş.

Uygulamayı biraz inceledim ve notlarımı aktarmak istiyorum. Öncelikle kullanıcı dostu bir uygulama olduğunu söylemek isterim.

Kullanımıyla ilgili detaylı anlatımlar uygulama açılır açılmaz karşınıza çıkyor. 

Hem durak bazından hem de otobüs hattı bazında arama yapabiliyorsunuz. Tabii sık kullandığını otobüs hatları ve durakları favorilerinize alıp tekrar tekrar arama yapmak zahmetinden kurtulmanız da mümkün.

Tüm aramalarını yaptıktan sonra bulunduğunu durağa beklediğiniz otobüsün kaç dakika sonra geleceğini ve arada kaç durak kaldığını rahatlıkla görebiliyorsunuz.

Sanırım bu uygulamanın bir diğer kolaylığı da evden çıkmak için ne kadar süreniz kaldığını hesaplamanıza yardımcı olması :)

Yukarıda kısaca anlattığım gibi kolaylıkla uygulamayı kullanabilirsiniz. Bilgilerin doğruluğunu da sorguladım. 2 farklı otobüs hattını takip ettim ve uygulamanın söylediği saatte otobüsün durakta olduğunu gördüm.


Bu anlattıklarımdan daha da detaylı şekilde kullanım kılavuzu görmek isterseniz uygulamanın için de detaylı bir şekilde anlatıyor.

Sevgiler,

Serhat Öz

Knorr 'dan Hazır Çorbanın Şeffaf Gerçekleri


Hazır çorba hangimiz için kurtarıcı olmadı ki:) Biraz aç hissettiğimizde, ya da hasta olduğumuzda hazır çorbaya sarılmayanımız şu koşturmaca hayatta sanırım çok az kaldı.


Yıllardır hazır çorbalar hakkında söylenen doğal değil, kanser yapıyor gibi bir çok söylenti ortada atılıyor. İşte bunlara dur demek için Knorr bir kampanya başlatmış ve bu kampanyasını da Facebook sayfası ve YouTube kanalından destekliyor.

Kampanyanın ilk filmi 9 Ocak'da Knorr'un Facebook sayfası ve YouTube kanalıyla birlikte TV'lerde gösterilmeye başladı. 

İlk filmde 'Hazır çorbalar tufanda sebzelerle mi yapılıyor?' sorusunun cevabı Şef Hazer Amani tarafından veriyor.


Video'yu izlemek için Knorr'un Facebook ve YouTube sayfalarını ziyaret edebilirsiniz.



Sevgiler,

Serhat Öz